Kazım Karabekir’e Bile Hain Denilmişti Bir Zamanlar. 

 Kazım Karabekir’e Bile Hain Denilmişti Bir Zamanlar. 

Son birkaç yıldır ülkemiz siyasi gündeminde en çok kullanılan kavram çifti olarak yerlilik ve millilik kelimeleri karşımıza çıkmaktadır. Herşey zıddı ile kaimdir sözünden hareket edecek olursak bu iki kavram çiftinin karşıt kavramları olarak da hain ve ihanet kelimeleri karşımıza çıkıyor. Ve bu kelimeler gelişi güzel bir şekilde o kadar yaygın ve adeta başıboş bir şekilde yapılıyor ki bu kavramların adeta içi boşaltılıyor. Medya algıları üzerinden aslında kibarca algı diyoruz ancak bunun halk dilindeki adı “Yalan”; öylesine şeyler ortaya atılıyor ki bir süre sonra gerçek ve yalan yer değiştiriyor ve insanlar yalan üzerine kurulan algılar nedeniyle çok kolay bir şekilde en yakın dostuna olmadık sözler söylemeye başlıyor.

 

İlgili İçerikler:

Mesela bu yalanlara pardon algı çalışmalarına en güzel örnek “Emevi Camiinde namaz kılma sözü” üzerinden Ahmet Davutoğlu’na yapılan operasyondur. Ahmet Davutoğlu demişken yine kendisine karşı yapılan bir başka algı operasyonu ise “yüzüme tükürün” sözü üzerinden yapılmasını gösterebiliriz. Her iki örnekte de Ahmet Davutoğlu’nun böyle bir sözü olmadığı halde sosyal medya üzerinden öylesine bir algı oluşturuluyor ki sanki Davutoğlu gerçekten o sözleri söylemiş gibi insanlar inanmaya ve bunu yaymaya başlıyor. Oysa Emevi Camiinde namaz kılma sözünü Davutoğlu’nun söylemediği ve söyleyenin Sn. Erdoğan olduğu YouTube’da video kayıtları ile belgeli olmasına rağmen. Ve yüzüme tükürün ifadesinin olmadığı konuşması da yine aynı mecrada bulunmakta hatta bu yalanı ortaya atan gazeteciye ki yakın zamanda rahmetli oldu; ve yazı yazdığı gazetesine Davutoğlu’nun böyle bir ifadesi olmadığına dair mahkeme kararı gönderilmiş olmasına rağmen. Dedik ya yalan gerçeğin yerini almaya başlıyor. Ve bu yalan üzerine insanlar bu ülkede başbakanlık yapmış ve bence onun da ötesinde dünya çapında yayınları olan ve eserleri kitapları onlarca dile çevrilen ve yine eserleri Cambridge Üniversitesi olmak üzere saygın üniversiteler tarafından basılmış olan Davutoğlu’na karşı birtakım yukarıda bahsettiğimiz çirkin ithamları yapabilmektedirler. Fakat bu tavır bize siyasi tarihimizde hiç de yabancı olmadığımız bir tavrı da gösteriyor.

 

Mesela Cumhuriyetin ilk yıllarında Kazım Karabekir ile ilgili iddiaya bakalım. “İstiklal Mahkemesi Reisi Ali Çetinkaya (Kel Ali) Sorgulama sırasında İstiklal Savaşının ünlü komutanı Kazım Karabekir Paşa’ya sormuş: ” Sen nasıl muhalefet partisinin başına geçersin? Cumhuriyete nasıl karşı çıkarsın? Vatana nasıl ihanet edersin?”

( Yavuz Bülent Bakiler , Unutamadıklarım, s: 80). Evet bu sefer vatana ihanet ile yargılanan kişi Kazım Karabekir’dir. Hatta Atatürk’e suikast işinin arka planında bile onun olduğu yalanı uydurulmuştur. Belki siyasi hayatı biraz daha incelersek daha nice örnekler bulunabilir. Ancak burada ilginç olan kim muktedir olmuş ise karşıt fikri kendisine neredeyse düşman bellemiş ve her türlü adeta şeytanlaştırmayı yapmıştır. 28 Şubat zihniyeti kendisi gibi düşünmeyenleri hainlik /ihanet ve Cumhuriyet düşmanı olmak ile suçlarken o günün mağdur İslamcı kesimi bugün kendi kardeşlerine, eski yol arkadaşlarına aynı kelimeler ile hitap edebilmektedir. Kadim dönemlerin algı yönetimi “büyü” idi modern dönemlerin ki “medya” ve çağdaş dünyamızda ise “soysal medya” ve türevleri. Bu ülkede yeni bir Politik/Siyasi bilinç geliştirilmeli. Aksi halde bu sistem hep bu haliyle bu çıkmazı kim iktidara gelirse gelsin üretmeye devam edecektir.

Yorum Yap